Bali / Endonezya


Bali, Endonezya Cumhuriyeti’ni oluşturan 17500 adadan sadece biri. Kuzeyinde volkanik dağ zincirleri ve nehirler yer alıyor. Dağlarda sebze tarlaları, 700 metrenin altındaki tepelerde ve vadilerde ise özenle şekillendirilmiş olan, capcanlı suları ve parlak yeşil renkleriyle pirinç terasları uzanmakta.

Bali’de nüfüsün %90’ı Hindu dinine bağlı olmakla beraber, geri kalan %10’u Hıristiyan, Budist ve Müslümanlar oluşturmakta.

Endonezya’nın resmi dili Malay diline benzer Bahasa Endonezya olsa da, Balinez’ler kendi yerel dillerini kullanmaktalar ve İngilizce de turist bölgelerde yerel halk tarafından rahatlıkla anlaşılmakta.

İklim tüm yıl boyunca tropik ve nemli geçerken, kıyılarda ortalama 30, tepelerde ise 23 derece civarında seyretmekte. Ekim ve mart ayları arası Bali’nin yağmurlu sezonu ve temmuz-eylül ayları arasında nem %60 oranında.

Bizim Bali’ye gidişimiz Mayıs ayında gerçekleşti. Singapur havayolları ile İstanbul’dan Jakarta’ya, Jakarta’dan Bali’nin başkenti olan Denpasar’a uçtuk. Kaldığımız Bali Hyatt otel oranın en iyi otellerinden sayılsa da bizim 4 yıldızlı otellerimize eşdeğerdi. Otelin bahçesi ise tropik ağaç ve yeşillikleriyle, ordan oraya koşturan sincaplarıyla, nilüferli süs havuzlarıyla muhteşemdi. Bunun yanında nem o kadar fazlaydı ki, bizi kapatmamamız konusunda uyarmalarına rağmen odadan çıkarken klimayı kapatıp çıktığımız için, geri döndüğümüzde odanın tüm duvarlarından ve tavanından sular damlıyordu, nemden heryer sırılsıklam olmuştu .

Biz Bali gezimizi, sabah 2 dalış, öğleden sonra ise adayı gezip görmek üzere planladık. Toplamda 10 adet dalış yaptık.

İlk 2 gün dalışlar Tulamben’deydi. Tulamben adanın kuzeydoğusunda ve arabayla 2,5 saatlik bir mesafe kat etmek gerekiyor. Dalışlara kumsalda yerel halkın içinde giyinerek hazırlanıyorsunuz. Dalış bölgesinde derinlik 3-30 metre arası ve su sıcaklığı 29 derece civarında. Gitmek, dönmek, giyinmek soyunmak, duş almak biraz dertli olsa da USS Liberty batığına iki gün boyunca 4 dalış yaptık. Batık, duvar ve kıyı dalışı gerçekleştirdik. Batıktan geriye cok fazla bir şey kalmamıştı, fakat canlılık mükemmeldi ve batığın tepesinde bize her dalışta eşlik eden Jackfish sürüleriyle bayağı eğlendik.

Sonraki 3 gün adanın güneydoğusunda kalan Nusa Penida adasına gittik. Araçla otelden 5 dakikalık mesafedeki Sanur sahiline oradan da tekneyle 30-35 dakikalık mesafedeki dalış bölgelerine ulaşıyorsunuz.

Nusa Penida’nin en popüler dalış noktası Manta Point… Su sıcaklığı 27 derece, dalış derinliğimiz maksimum 12,5 metreydi, ve mantaların temizlenmek için geldikleri bu kıyı bölgesi gerçekten muhteşemdi. Güçlü dalgalar kıyıya ve kayalara vurup geri döndükçe, biz de mantalarla beraber kendimizi bıraktık ve dalgaların içinde sallandık. Bir ara Cenk’i göremeyince dalgayla birlikte kayalara mı çarptı acaba diye korkmadım desem yalan olur. Neyse ki sert koşullara rağmen yine güzel kareler yakalamayı başarmıştı.

Diğer dalışlarımızı Crystal Bay, SD point ve Lembongan tarafındaki Sakenan Point’e yaptık. Su sıcaklığı 25-27 derece arası, dalış derinliğimiz 15-30 metre arasındaydı. Crystal Bay’deki mercan bahçeleri, dev anemonlar, cam balıkları, SD Point’teki çok çeşitli makrolar, Sekanan Point’teki mercan yengeçleri, trigger balıkları, bebek mürenler, rengarenk picassolarla unutulmaz dalışlardı. Her biri minimum 70 dakika sürmesine rağmen, dalışlara doyamadık…

Hergün dalışlardan sonra Bali’nin görülmesi gereken yerlerine gitmeye çalıştık.İlk olarak denizin ortasından yükselen kayaların üzerine inşa edilmiş olan ve gün batımı manzarasıyla ünlü Tanah Lot Tapınağı’na gittik. Gökyüzü çok bulutlu olduğundan gün batımını göremesek de, suların çekilmiş olmasını fırsat bilip, kumun üzerinde yürüyerek tapınağı ziyaret ettik.

Listemizdeki bir diğer görülmesi gereken yer Uluwatu tapınağıydı. Yerel Kecak ve ateş dansı gösterisi ve size tapınağa yürürken eşlik ederek fotoğraf çektiren maymunlar gerçekten izlemeye değer.Ama taşa oturup en az bir saat seyredeceğiniz bu gösteride yanınızda minder götürmenizde fayda var .

Görülmesi gereken bir diğer tapınak da Elephant Cave… hava sıcak ve nemli olduğundan siz yazlık kıyafetlerle, mayolarla gezmek isterken, tapınaklara girişlerde bacaklarınızı ve üstünüzü örtmeniz için mutlaka size örtü veriyorlar, aksi takdirde giriş yasak.

Halen aktf olduğu söylenen Kintamani yanardağı gerçekten de sisli ve başı dumanlı görüntüsüyle görülmesi gereken yerler arasında. Kintamani yanardağı ve hemen yanıbaşındaki Batur Gölü önünde fotoğraf çektirmeyi unutmayın. Patlamış olan volkanın toprak üzerindeki simsiyah izlerini görmek bizler için çok etkileyiciydi. Bu arada siz nereye giderseniz gidin yerel satıcılar size t-shirtler, hediyelikler satmaya çalışacak, mutlaka pazarlık yapın J.

Bize önerilmesi üzerine yerel alışveriş için Ubud’a gitmeye karar verdik. Sıkı pazarlıklar neticesinde hediyeliklerimizi, t-shirtlerimizi satın aldık. Pazarlık havasına oyle bir giriyorsunuz ki, hesapladığınızda yaptığınız pazarlığın birkaç lira düzeyinde olduğunu anlayıp kendinize şaşıyorsunuz. Bölgedeki ufak restoranlardan birinde içtiğimiz pirinç şarabı rengi dolayısıyla pek şarabı andırmasa da çok lezzetliydi, mutlaka deneyin.

Köyler arasında dolanırken derede çırılçıplak yıkanan dede bizi şaşırtsa da, oralar için normal olduğunu kısa sürede kavradık. Neredeyse tüm evlerin bahçelerinde  minik ve yosun tutmuş çok eski tapınaklar var ve fotoğraf çekmenize pek aldırış eden yok. Yollarda herşeyi ustalıkla kafalarında taşıyan kadınlar görmeniz ve onlarla da fotoğraf çektirmeniz mümkün. Yine yol üzerinde sürekli göreceğiniz Papuan Village pirinç teraslarına bakmaya, fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız.

Gece için yemek yenecek en güzel yer Jimbaran koyu… Burası okyanusun kıyısında kilometrelerce uzanan bir kumsal ve dalgalara karşı kumsalda yemek yenecek onlarca romantik balık restoranı ile dolu. Restoranların girişinde akvaryumlar içinde canlı tutulan her çeşit balık, ıstakoz, yengeç, böcek, ahtapottan istediğinizi seçiyorsunuz.  ( Her ne kadar deniz ürünleri yemeyi seviyorsak da akvaryumdan canlı canlı seçip yemeye gönlümüz elvermedi. Ne farkeder diyeceksiniz ama biz yine de tezgahtakilerden seçtikJ)

Ortam çok romantik, herşey çok lezzetli ve kalkıp otele dönmek istemeyeceksiniz. Bu arada young coconut içmeyi ihmal etmeyin.

Zaman çok çabuk geçiyor. Biz bir haftalık konaklamamızda Bali’nin sualtına da suüstüne de doyamadık. Hem dalış hem de kültür gezisi yapalım diyorsanız Bali’yi mutlaka görmelisiniz.